Rss Feed

Ikinci sans - Budapeste, Eylul 2016


Tam Kurban Bayram'ına denk gelen eğitimim sağolsun, Budapeşte'deyim. Uygun fiyatlı bir yurtdışı alternatifi olduğu için etraf Türk kaynıyo. Bayram tatili arkadaşım Aslı'yla akşam 8 gibi Novotel Danube'ye vardık. Pencereden bir baktık ki bütün ihtişamıyla Parlamento Binası karşımızda. Bu arada  şehrin ortasından Tuna nehri geçiyor ve İstanbul'daki Avrupa / Anadolu yakası gibi Buda ve Peşt olarak ikiye ayrılıyor. 
Daha önce hep kara kışta gelmiştim, çok da kasvetli geldiği için de pek hazzetmemiştim.  Hem manzara güzel, hem hava güzel, tadını çıkartalım dedik ve kendimizi gece gece sokağa attık. Etrafta dolanıp, bol foto çektirdikten sonra, otele de yakın bir yerde, şeker bir çay bahçesi benzeri açık hava cafesine oturduk. Sonradan isminin Angelika olduğunu öğrendiğim bu yerde son zamanlarda (Nisan ayındaki Paris seyahatinden beri) içtiğim en güzel sıcak çikolatayı içtim.

Huzurlu topraklarda beyin yanmasi - Sri Lanka, Mart 2017

Madem Dubai'de yaşıyoruz, yakın civarları keşfedelim mantığı ile birbirini pek tanımayan 5 kişi Sri Lanka'ya gidiyoruz. 4 saatlik yolculuk sonrası havaalanına iniş, çıkarken duty free mağazalarında beyaz eşya sattıkları dikkatimizi çekiyor, nitekim dışarda da buzdolabı- çamaşır makinesi yüklenmiş insanlar görüyoruz.
Hava biraz sıcak ve nemli, aracımız bizi almaya geliyor, onden gelen grup üyelerini otellerinden alıyoruz ve istikamet Pinnawella adlı fil yetimhanesi. Yollar fena değil ama tek şerit, 3 saat yolculuk arasında kahvaltı molası veriyoruz. Yerel kahvaltı yapalım niyetimiz Saman adlı karakter sürücümüzün bir nevi mesire yerinde bizi durdurması ve korili pilav önermesi ile sona eriyor. Onun yerine, yerel bir kahve zinciri olan Barista'da Lavazza kahvemiz eşliğinde (markanın önemi) fil manzaralı kahvaltımızı yapıyoruz.

Yetimhaneye geldiğimizde önce biberonla süt vermelerini izledik, ordan fillerin meyve ile beslenmelerine üzüldük ama yetimhanenin sirklerden daha iyi olduğu tartışması ile içimizi rahatlattık. Fillerin yolun karşısına geçmesine eşlik ettik, meğerse 5 dakikalık mesafede nehir varmış ve hergün duş aldırıyorlarmış, onların banyosunu izledik. Bunun dışında başka merkezler de varmış orda file binip, birlikte duş yapılabiliyormuş.
 

Gizli kalmis ihtisam - Tahran, Subat 2017


Iki saatlik uçuş sonrası 10 civarı Tahran'a indik. Uçakta beni bi başörtüsü telaşı sardı, acaba doğru taktım mı, beyaz renk olur mu diyerek yanımdaki kadını bi baydım. Diğer taraftan da İran'daki bütün kadınlar için içim burkuldu. Hele sonrasında modern ortamlarda tanıdığım arkadaşlarımın da kanıksamadan taktığını görünce Allah ülkemi korusun, yardımcı olsun dedim.
Hava alanında yakınlarının gelmesini bekleyen insanların elinde çiçek buketleri olması dikkatimi çekti, başka havaalanlarında ender gördüğün birşeyin böyle yaygın olması hoşuma gitti.

Bi saat sonra şehirde sadece 1 tane 5 yıldızlı otel olduğu için şirketin anlaşmalı olduğu apart otel Abtin Hotel Apartment'a geldik, 1+1 odam var.
Bu arada Dubai'den 30 dakika geri, Turkiye'den 30 dakika ileriler, haliyle minik biz zaman kaosu yaşadım.

Sabah erken toplantı, koşturmacalı bi gün sonrasi akşam 8'de Nazanin beni aldı, 20 dk lık yolu hem trafik hem kaybolma sebebiyle 1 saatte katettik ve bir başka İran'li arkadaşım Negar'ın evine vardık. 
Bütün kızlar toplandık, sohbet muhabbet derken akşam 10:30 civari geleneksel İran yemeklerinin olduğu sofraya oturduk. Hem geç yiyolar hem de yemekler bildiğin ağır, amaaaa çoookkk leziz. Safranlı pilav öğlen akşam mutlaka oluyor. Ben bir de Fesenjoon dedikleri narlı tavuğun tadına doyamadım.  

Düğünümüz var a dostlar! - Tel Aviv, Nisan 2016


Aylar öncesinden belli olan düğün öyle bi tarihe geldi ki, tam 4 yurtdışı seyahatinin ortasında! Nitekim akşam uçaktan indim, eve gidip bavul yapıp uyumadan havaalanına gittim, o derece. Yoğunluktan (hiç huyum değildir) konaklama bile ayarlayamadım. Ama süt annem sağolsun (valla süt annem:) Batyam'da onların evinde kaldım. 
İlk gün biraz uyuduktan sonra sahilde Gorilla adlı yerde kahvaltı, biraz yürüyüş ve eve gidip düğüne hazırlanmaca. Kuaföre gitmeye vakit kalmayınca ve salak gibi makyaj malzemelerini de unutunca gene Ester Abla imdadıma yetişti, saçımı ve makyajımı kuaförden iyi yaptı :) Düğüne gittiğimizde, Istanbul'dan yaklaşık 10 kişi gelmiştik, ordaki akrabalarla çocukluğumuzdaki gibi hep birlikte olmak o kadar mutlu hissettirdi ki. Arada görüşüyoruz  ama aynı anda bu kadar kalabalık  olamıyoruz. Bi ara resmen düğünü bıraktık, dışarda hep birlikte kaynatmaya başladık, bıraktığımız  yerden hiç  ayrılmamış  gibi. Neyse bu kadar duygusallık yeter :)

Dagdan geliyor iki kiz done doneee - Ege'de araba yolculugu, Temmuz 2016

Geçen sene Ege bölgesinde yaptığımız araba yolculuğundan dönerken, seneye de Temmuz'daki bayramda kısmet olursa Fethiye ve civarını gezeriz demiştik, nasip oldu. Uzun ve sürünmeli gidis donus yolu dışında da bence çok keyifli oldu.
Yol konusunda, öncelikle geçen yıl ilk durağımız Akyaka idi, 7 saatte vardık. Burda ilk durak Fethiye olduğu için, üstüne bir de bayram trafiği eklenince tam 12 saatte gelebildik, ben 2-4 kere geldim ama pek bilmiyorum Fethiye'yi. Genelde İngilizler tercih ediyormuş, Ölüdeniz, Hisarönü, İçmeler vb gibi çeşitli merkezleri var. Bizim otel Ölüdeniz'de, Hisarönü'nden geçerken ne biçim leş bir bolge filan diye dalga geçtik, ama bu arada biz Ölüdeniz'e inmeye çalıştıkça navigasyon bizi geri döndürüyo, Hisarönü'nde kaldığımıza ikna olmamız birkaç tur alsa da, mecbur tıpış tıpış döndük. Pinehill diye, genelde İngilizler'in kaldığı sevimli bir oteldeyiz. Dış mimari, peyzaj, havuz ortamı filan çok güzel. Otelin restaurantı bölgenin en iyi restaurantı diye geçiyo, kocaman bir kütüphanesi var, yemekler güsel, başka ne isterim ki...
Coco adlı spalarının Fethiye'nin en iyi spalarından biri olduğunu da söyleyince cennete düştüm dedim.