Londra, volume 2, Mayıs 2010
Döneli daha henüz 2 hafta olmuşken gene Londradayım! Bu sefer tamamen kişisel, uzun süredir yapmak istedigim şeyleri gerçekleştirmek için gittim. Uykusuz geçen bir haftanın sonunda, geçen seferden tecrübeyle; trene varışım, gardan çıkışım ve hatta –şaşılası bir şekilde- otele varışım bile çok kolay oldu. Minnacık ama çok şeker otelime girmemle çıkmam bir oldu. Shaftesbury Premier oteli Otel Odam Hyde Park ın içinden yürüyerek eski reklamcı – yeni dekoratör, kariyer ilahım Evren’le buluşmak üzere Knightsbride e dogru yol aldım. Yolda şehri fillerin bastığını gördüm –önce ayı sonra inek derken bir bu eksikti-. Efendim megersem fillerin soyu tükenmesin kampanyası başlatmışlar, onun içinmiş bu heykeller. Yolda Harrods niyetiyle girdiğim Harvey Nicholson’da (rezalet, bir tek ben yapabilirdim boyle birşeyi) kendimi kozmetik alışverişine kaptırdım (ne de çok makyaj yaparım ya). Botanist adlı kalabalık ama lezzetli yemekleri olan restaurantta Evren’le dekorasyon üzerine b...