Melankolik Porto; Estetik Lizbon - Mart 2013

Valla kimse gelmek istemedi, ya sıra oraya gelmedi dedi, ya merak etmiyorum dedi, ya da vaktim yok dediler. Ama kısa destinasyon listemin en üstündeydi kaç zamandır ve bir türlü kısmet olmadı Lizbon.
Paskalya vesilesi ile uygun bir tur buldum ve bir ilki daha gerçekleştirerek hayatımda ilk defa tek başına bir tura katıldım; bundan sonra da tek başına turla giderim. Genelde orta yaşlı çift ya da bayanlar vardı, benim dışımda 3-4 kişi daha tek gelmişti. Türk insanı mazlumun yanında, beni sürekli kolladılar, her yere çağırdılar, yemek ikram ettiler filan. Bunun yanında insanlarla birlikte olma oranını kendin ayarlayabiliyorsun. İlk başta benim tecrübesizliğime geldi, ikinci aksam bi baktım 20 kişi “sen bizim tur liderimizsin” diyerek arkamda, metroya bileti ben alıyorum, menüyü Turkceye çevirip onlara sipariş veriyorum filan. Dersimi aldım ve kendim ayarladım. Istediğim zaman tek istediğim zaman onlara takıldım ve çok keyifli geçti.
Ispanya Santiago havaalanına inip, minibüste uzun bir yolculuktan sonra geceyarısı vardık. Ertesi sabah otelin olduğu sokakta hafif yagmur altında yürüdüm. Şehir merkezinde filan diiliz ama oyle güzel binalar, öyle estetik apartmanlar var ki hayran kaldım. 
Estetik evlere örnek
Çamaşırlar bir yerden tanıdık geliyor mu? :)
Bu arada Porto ile ilgili tek bildiğim şey orada şarap üretildiği ve nedense hava Toksana gibidir, ne de olsa Akdeniz memleketi ya. Öncelikle Portekiz Akdeniz ülkesi diye kim dediyse yatacak yeri yok, adamların Akdenize kıyısı yok, Atlas Okyanusu’na var. Doğal olarak da zibidi gibi ince kıyafet getirmek abes oldu: çünkü Akdeniz iklimi yok ve aksine hava serin, sürekli yağışlı ve okyanus soğuk olduğu için ancak surf yapıyorlar, ya da Temmuz da birtakım deliler denize giriyomuş. Tabii keşke ben bunları daha once bileydim. Resmen Antalya zannedip Rize’ye geldim.