Frankfurt, Mart 2007

Avrupa’nın Heatrow’dan sonra en büyük havaalanından dışarı çıktığımda bu finans şehrinin beni bu kadar etkileyeceğini bilmiyordum.
Bir fuara katılmak için geldiğimiz bu şehirde fuar alanına yakın olsun diye Mercure Otel’de kaldık. Sonraki gelişlerimde kaldığım Le Meridien otelin lüksü burada yok maalsef, e ne kadar ekmek o kadar köfte :)
Koştur koştur geçen bir fuar ortamından sonra, misafirlerimizle birlikte şehrin karşı yakasında kalan New York Brick Restaurant adlı bir restauranta gittik. Aslında bir gökdelenin tepesinde dönen bir restaurant vardı, orada yer kalmadığı için burayı tercih etmek zorunda kaldık. Ren nehri kıyısında manzarası çok hoş bir restaurant. İçerisi çok kalabalık ve tek ahçı + tek garson var. Haliyle 3 saatte ancak yemeklerimiz geldi ve 12 ye dogru otele döndük.

Osaka yazısı Hurriyet Seyahat ekinde!

Merhabalar,

Burada da yer verdiğim Japonya gezisindeki Osaka ziyareti 26.07.2010- bugünkü Hurriyet Seyahat ekinde yer aldı :)

Yazıya  http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/15409331.asp?gid=56 adresinden erişilebilir.

2010 Yaz Popüler Destinasyonlar

Yurtdışı destinasyonlarında, bu sene bana gelen sorulardan ve blogdaki trafikten Dubrovnik (vizesiz olduğu ve çok pohpohladıkları için) ve Mykonos (yakın ve rahat - eğlenceli olduğu için) un popüler olduğunu söyleyebilirim.

Türkiye'de ise, Çeşme bu sene en popüler günlerini yaşıyor. Bodrum ise Çeşme'nin yanında sönük kaldı, kimse yokmuş vb demelerine sakın aldırış etmeyin, orası tam bir klasik. Cuma akşamı Bodrum'da şehir merkezine inerken karşı yöndeki trafiği görseniz, aynı İstanbul'daki cuma trafiği (hatta plakaların %80 i de 34 ile başlıyor).

Kos, Temmuz 2010

Bodrum’a gitmişken, hazır vize de var diye Kos’a da gidelim dedik. Yeşim ile birlikte sabah 9 civarı Turgutreis’e gittik. Feribot biletimizi hemen oracıkta aldık ve kuyruk bile beklemeden feribota bindik. Yaklaşık 40 dakika sonra adanın kurak ve çorak bölgeleri karşımıza çıktı. Sırasıyla bir sürü şemsiyenin bulunduğu plajların arka arkaya dizildiği bölge, sahil kasabasını andıran şirin bir alan ve en sonunda kalenin orada (gene bir kaleye rastladım!) indiğimiz liman. AB ülkesi vatandaşı olmayanlar için tipik uzun süren bir kuyruktan geçtik ve Kos toparaklarına ayak bastık.


Yeşim @ Liman
Caddeye varabilmek için içinden geçtiğimiz limandaki ultra lüks yatlara bakıp, foto çektikten sonra caddeye vardık. Her yerde bisikletli ya da motorlu gençler, yaşı geçmiş turistler var. Biraz ilerleyip balıkçıların olduğu meydana geldik ve sola doğru döndük. Ayakkabı –mayodan, magnet – hediyelik eşyaya ıncık cıncık satan birçok dükkan. Aynen Bodrum çarşı gibi. Oradan sağa sapıp birçok mağazanın ve cafenin olduğu daracık sokaklara saptık. Ciao cafede bir yorgunluk frappemizi içtik ve yola koyulduk.

Mykonos, Temmuz 2008

Ingilizler’in deyişiyle Aybita (Ibiza)’dan sonra Avrupa’nın en çılgın adası Mykonos’a, tam da zamanında; bir temmuz ayının başında gittik. Ekip süper eğlenceli, Yesh ve Tola, ben, Özlem ve Özgür.
Havaalanında, tavsiyeler ve internet araştırması sonucunda bulduğumuz yerlerden 4 günlük programımızı yaptık. Çocuksu heyecanımız ve etraftaki coşkulu gayler ile pırpır uçağımıza bindik ve 1 saat sonra vardık adaya. Resimlerde gördüğümüz mavi kubbeli, beyaz taş evler dolu her yer ancak çorak mı çorak bir iklim, yeşillik nerdeyse yok denecek kadar az, etrafta motorlu tipler.
Bodrum’un 1970’lerdeki hali bu olmalı, zamanı sanki dondurmuşlar diye düşünerek Olia isimli otelimize vardık, hafiften yerleştik.
Şehir merkezine gitmek için resepsiyondan önerilen otobüsü yaklaşık 45 dakika bekledikten sonra, ertesi gün ilk iş araba kiralamaya karar verdik.

Mudanya, Haziran 2010

Bursa’ya varmak için gittiğim, bir nevi kullandığım, pit stop noktam Mudanya’yı yazacağım aklıma gelmezdi. Çoğunlukla günübirlik gittiğim, arada sırada kaldığım, ortalama ayda bir mutlaka bulunduğum bu şehre, iş amaçlı son defa gittiğim için, burda yer vererek vefa borcumu ödemek istedim :)
Yaz tarifesine geçildiği için sabah 10 feribotu ile iş için Mudanya’ya doğru yol aldık. Yanımda Zeynep ve Nuray var. Beni tanıyanlar bilir, Bursa’yı pek sevmem; kasvetli ve boğucu bulurum. Bursa’ya gitmenin en sevdiğim yanı Istanbul’a dönüşüdür hatta. 2 yıl önceydi sanırım, Güzelyalı’daki Bursa iskelesinin açılmasıyla Yalova üzerinden Bursa’ya geçme işkencesi son buldu da yolculuk biraz daha keyifli oldu.
Neyse, 75 dk olarak iletilen IDO feribotu bizi şaşırtmayarak her zamanki gibi 90 dk da Mudanya’ya vardı. Daracık dolambaçlı yollardan, köy kahvelerinin meraklı gözlerle bakan kalabalığının önünden aracımızla geçerek, Otantik Gemi Otele vardık.