Bir nefes Singapur, Aralik 2015

2016 yılbaşı için Avustralya'ya göç kapsamında, Singapur aktarma noktamızdı. Bir nevi, uyuklayarak da olsa nefes aldık. 
Açıkcası bir kere de Bali'ye giderken Singapur Havaalanın'da Oasis Lounge diye uzanmalı bi alanda uyumuşluğum vardı ama onun dışında  Singapur ne listemdeydi ne merakımdaydı. Aktarma süresi uzun olunca Nevra'yla değerlendirelim dedik.
Sabahın köründe Singapur Havaalanı'na vardık. Bir gelenek şeklinde Oasis Lounge'da sağnak yağmur sesi eşliğinde biraz kestirdik. Havaalanı gelen yolculara 40 USD değerinde bir kupon veriyor, biz de onu değerlendirdik. Bir de Singapur Havayolları önceden kaydolmak şartıyla şehirde bedava 2-3 tur alternatifi sunuyor, onlardan sabah olanına gideriz demiştik, saati yanlış iletmişler, kaçırdık. Diğeri farklı birşeydi, şehri tam göremicez hırsıyla bir de otobüsle şehir turu alalım dedik ama tam çıkacakken, 'turla giden turla döner, iki defa da giriş çıkış yapamazsınız' deyince biz direk kendi ayarladığımız tura karar verdik.

Yeni başlayanlar için Vietnam, Kasım 2016


Kuzen Yusuf Haziran gibi Vitenam'a yerleşti, ıslatmadan olmaz deyip, ilk fırsatta yanına gittim. Artık benim okamet de Dubai olduğu için, yakın sayılır, 7 saatte Ho Chi Min City'e vardım (HCMC). Türkler terorist statüsünde olduğu  için 190 usd ile önceden aldığım vizeyi girişte kaşeleticem. Bi saat kuyruk ve vize bekledikten sonra hızlıca  pasaporttan geçip, bavul alıp, beni bi saatir bekleyen kuzenle kavuştuk. 
HCMC de Paris gibi çeşitli District / Bölgelerden oluşuyormuş. Paris'te bana garip gelmeyen bu bölgeler, burda nedense bana Açlık Oyunları filmini hatırlattı. Neyse 2. bölgede, Thao Dien alanındaki eve geçtik. Sokaklar bana nasıl Türkiye'yi hatırlattı anlatamam. Virane ve modern binalar, mağazalar, restaurantlar hep yan yana. Tek fark bol bol motor var, sağ şerit onlara ayrılmış ve zaten seyahat boyunca tecrübe ettiğim üzere araba kullanmayı bilmiyorlar.

Ilerledik, daha köhne ve dağınık gecekondular arasından geçip Yusuf'un evinin olduğu lüks siteye geldik, 13. Katta oturuyo ama uğursuzluk getirir diye 12a yazıyorlarmış :) Aşağıdaki marketten bişiler aldık, ürünlerin  çoğu her yerde bulabileceğiniz ürünler, ya da Çinden,  Japonya'dan gelen ürünler.

Petra'nin Gizemi - Ürdün, Nisan 2017


1 günlük resmi tatil sonucunda uzun bir haftasonumuz var ve hiç bu fırsatı kaçırır mıyız?
Ilk defa bindiğim Flydubai uçuşuyla 3 saatte Amman'a vardık. Aynı Türkiye. Havaalanında pasaport kuyruğuna girdik, Türk olduğumuzu öğrendiler, Ürdünlülerin sırasına yolladılar, öyle kankiyiz.
Aracımızı almak için dışarı çıktık, havaalanı mimarisinin ne kadar güzel olduğunu anlatamam. Araç kontrollerini yaparken davul zurna eşliğinde şarkı sesi gelmeye başladı. Meraklı Melahat ben, o tarafa gittim, halay eğlence gırla. Meğersem düğün alayıymış, geleneklerinde gelin damati boyle ugurlama varmis. Hoş bir karşılama oldu bizim için de.
Kiralık arabamızı alıp, wifi'i açmadığımız için kör gözle gittiğimiz navigasyonu en sonunda çalıştırmayı başardık. Yollar ferah, bi şekilde İstanbul'u hatırlattı. Nerden geldiği belli olmayan ve serseri mayın gibi araba kullanan bi kitle var. Onları da atlattık ve çeşitli gece klübü, restaurantların olduğu; bize kaliteli bi semt izlenimi veren bi bölgedeki Kempinski Amman otelimize geldik. Resepsiyondaki amca yüzümüze 'rezervasyonunuzu onaylıyorum ve bu geri para iadesi olmayan bi oda' deyince biz hafiften dumur olduk, zaten ordayız ne para iadesi. Neyse odamıza geçtik ve nerdeyse hemen uykuya daldık.
Sabah planlanandan gec kalktık (üstelik Dubai'de bi saat ilerde olmamıza rağmen). Ben de saftirik, hava sıcak diye yanıma hava guzel diye sadece kot şort getirmişim, kızlar burda daha konservatif bi toplum olduğunu söyleyince, üstüme mecbur (ve şansa yanımda olan) uzun pantalonu geçirdim.

Hansel ve Gratel diyarinda- Colmar ve Alsace Yolu, Aralik 2016

Avrupa'da görmek istediğim nadir yerlerden birine, üstelik Christmas zamanı gidiyoruz. Bu sefer ekip farklı, Yeşim ve Tola'nın yanında bir de çoçuklar var ve ilk ciddi yurtdışı seyahatleri olacak :)
Basel'e uçtum, pasaport kontrolünden ve bavulu aldıktan sonra karşıma İsviçre ve  Almanya/Fransa alternatifleri çıktı. Basel öyle bir yerdeki resmen hepsinin ortasında. Ben Fransa kapısından çıkıp 11 nolu otobüsle Saint Louis tren istasyonuna gittim. Ordan 30 dakikalık tren yolculuğu ile Colmar'a geldim. Gelir gelmez noel süslü çam ağaçları  karşıladı zaten.
Yürüme inadimla elimde bavulla, 7 dakikalık yoldaki oteli yarım saatte kaybolarak bul. Gelirken kayak montu alsak mı, hele Dubai'den sonra bana burası çok mu soğuk gelir muhabbeti yaptık. Son gün 1 dereceye düşmesi dışında hava İstanbul ile aynıydı, üstelik yağmur çamur da olmadı.
Champ de Mars parkının ordaki Mercure Otele eşyaları bıraktım, kendimi hemen sokağa attım.

Ikinci sans - Budapeste, Eylul 2016


Tam Kurban Bayram'ına denk gelen eğitimim sağolsun, Budapeşte'deyim. Uygun fiyatlı bir yurtdışı alternatifi olduğu için etraf Türk kaynıyo. Bayram tatili arkadaşım Aslı'yla akşam 8 gibi Novotel Danube'ye vardık. Pencereden bir baktık ki bütün ihtişamıyla Parlamento Binası karşımızda. Bu arada  şehrin ortasından Tuna nehri geçiyor ve İstanbul'daki Avrupa / Anadolu yakası gibi Buda ve Peşt olarak ikiye ayrılıyor. 
Daha önce hep kara kışta gelmiştim, çok da kasvetli geldiği için de pek hazzetmemiştim.  Hem manzara güzel, hem hava güzel, tadını çıkartalım dedik ve kendimizi gece gece sokağa attık. Etrafta dolanıp, bol foto çektirdikten sonra, otele de yakın bir yerde, şeker bir çay bahçesi benzeri açık hava cafesine oturduk. Sonradan isminin Angelika olduğunu öğrendiğim bu yerde son zamanlarda (Nisan ayındaki Paris seyahatinden beri) içtiğim en güzel sıcak çikolatayı içtim.

Huzurlu topraklarda beyin yanmasi - Sri Lanka, Mart 2017

Madem Dubai'de yaşıyoruz, yakın civarları keşfedelim mantığı ile birbirini pek tanımayan 5 kişi Sri Lanka'ya gidiyoruz. 4 saatlik yolculuk sonrası havaalanına iniş, çıkarken duty free mağazalarında beyaz eşya sattıkları dikkatimizi çekiyor, nitekim dışarda da buzdolabı- çamaşır makinesi yüklenmiş insanlar görüyoruz.
Hava biraz sıcak ve nemli, aracımız bizi almaya geliyor, onden gelen grup üyelerini otellerinden alıyoruz ve istikamet Pinnawella adlı fil yetimhanesi. Yollar fena değil ama tek şerit, 3 saat yolculuk arasında kahvaltı molası veriyoruz. Yerel kahvaltı yapalım niyetimiz Saman adlı karakter sürücümüzün bir nevi mesire yerinde bizi durdurması ve korili pilav önermesi ile sona eriyor. Onun yerine, yerel bir kahve zinciri olan Barista'da Lavazza kahvemiz eşliğinde (markanın önemi) fil manzaralı kahvaltımızı yapıyoruz.

Yetimhaneye geldiğimizde önce biberonla süt vermelerini izledik, ordan fillerin meyve ile beslenmelerine üzüldük ama yetimhanenin sirklerden daha iyi olduğu tartışması ile içimizi rahatlattık. Fillerin yolun karşısına geçmesine eşlik ettik, meğerse 5 dakikalık mesafede nehir varmış ve hergün duş aldırıyorlarmış, onların banyosunu izledik. Bunun dışında başka merkezler de varmış orda file binip, birlikte duş yapılabiliyormuş.
 

Gizli kalmis ihtisam - Tahran, Subat 2017


Iki saatlik uçuş sonrası 10 civarı Tahran'a indik. Uçakta beni bi başörtüsü telaşı sardı, acaba doğru taktım mı, beyaz renk olur mu diyerek yanımdaki kadını bi baydım. Diğer taraftan da İran'daki bütün kadınlar için içim burkuldu. Hele sonrasında modern ortamlarda tanıdığım arkadaşlarımın da kanıksamadan taktığını görünce Allah ülkemi korusun, yardımcı olsun dedim.
Hava alanında yakınlarının gelmesini bekleyen insanların elinde çiçek buketleri olması dikkatimi çekti, başka havaalanlarında ender gördüğün birşeyin böyle yaygın olması hoşuma gitti.

Bi saat sonra şehirde sadece 1 tane 5 yıldızlı otel olduğu için şirketin anlaşmalı olduğu apart otel Abtin Hotel Apartment'a geldik, 1+1 odam var.
Bu arada Dubai'den 30 dakika geri, Turkiye'den 30 dakika ileriler, haliyle minik biz zaman kaosu yaşadım.

Sabah erken toplantı, koşturmacalı bi gün sonrasi akşam 8'de Nazanin beni aldı, 20 dk lık yolu hem trafik hem kaybolma sebebiyle 1 saatte katettik ve bir başka İran'li arkadaşım Negar'ın evine vardık. 
Bütün kızlar toplandık, sohbet muhabbet derken akşam 10:30 civari geleneksel İran yemeklerinin olduğu sofraya oturduk. Hem geç yiyolar hem de yemekler bildiğin ağır, amaaaa çoookkk leziz. Safranlı pilav öğlen akşam mutlaka oluyor. Ben bir de Fesenjoon dedikleri narlı tavuğun tadına doyamadım.  

Düğünümüz var a dostlar! - Tel Aviv, Nisan 2016


Aylar öncesinden belli olan düğün öyle bi tarihe geldi ki, tam 4 yurtdışı seyahatinin ortasında! Nitekim akşam uçaktan indim, eve gidip bavul yapıp uyumadan havaalanına gittim, o derece. Yoğunluktan (hiç huyum değildir) konaklama bile ayarlayamadım. Ama süt annem sağolsun (valla süt annem:) Batyam'da onların evinde kaldım. 
İlk gün biraz uyuduktan sonra sahilde Gorilla adlı yerde kahvaltı, biraz yürüyüş ve eve gidip düğüne hazırlanmaca. Kuaföre gitmeye vakit kalmayınca ve salak gibi makyaj malzemelerini de unutunca gene Ester Abla imdadıma yetişti, saçımı ve makyajımı kuaförden iyi yaptı :) Düğüne gittiğimizde, Istanbul'dan yaklaşık 10 kişi gelmiştik, ordaki akrabalarla çocukluğumuzdaki gibi hep birlikte olmak o kadar mutlu hissettirdi ki. Arada görüşüyoruz  ama aynı anda bu kadar kalabalık  olamıyoruz. Bi ara resmen düğünü bıraktık, dışarda hep birlikte kaynatmaya başladık, bıraktığımız  yerden hiç  ayrılmamış  gibi. Neyse bu kadar duygusallık yeter :)

Dagdan geliyor iki kiz done doneee - Ege'de araba yolculugu, Temmuz 2016

Geçen sene Ege bölgesinde yaptığımız araba yolculuğundan dönerken, seneye de Temmuz'daki bayramda kısmet olursa Fethiye ve civarını gezeriz demiştik, nasip oldu. Uzun ve sürünmeli gidis donus yolu dışında da bence çok keyifli oldu.
Yol konusunda, öncelikle geçen yıl ilk durağımız Akyaka idi, 7 saatte vardık. Burda ilk durak Fethiye olduğu için, üstüne bir de bayram trafiği eklenince tam 12 saatte gelebildik, ben 2-4 kere geldim ama pek bilmiyorum Fethiye'yi. Genelde İngilizler tercih ediyormuş, Ölüdeniz, Hisarönü, İçmeler vb gibi çeşitli merkezleri var. Bizim otel Ölüdeniz'de, Hisarönü'nden geçerken ne biçim leş bir bolge filan diye dalga geçtik, ama bu arada biz Ölüdeniz'e inmeye çalıştıkça navigasyon bizi geri döndürüyo, Hisarönü'nde kaldığımıza ikna olmamız birkaç tur alsa da, mecbur tıpış tıpış döndük. Pinehill diye, genelde İngilizler'in kaldığı sevimli bir oteldeyiz. Dış mimari, peyzaj, havuz ortamı filan çok güzel. Otelin restaurantı bölgenin en iyi restaurantı diye geçiyo, kocaman bir kütüphanesi var, yemekler güsel, başka ne isterim ki...
Coco adlı spalarının Fethiye'nin en iyi spalarından biri olduğunu da söyleyince cennete düştüm dedim.