Bu yollara ayakkabı mı dayanır?

Bütün bir yaz boyunca şıpıdıklarını ayağından çıkartmamış ve dolayısıyla sonbaharın gelmesine ayakları isyan eden biri olarak, benim için en ideal yürüme ayakkabılarından bahsetmek istiyorum. En baştan söyliyim, kişisel tercihimdir, valla reklam almadım :) (Sevgili Aslin ve Yeliz, beni şimdiden affedin)

İlk sözüm bayanlara- yürümeyi becerseniz dahi kesinlikle ve kesinlikle topuklu ayakkabı ile yola çıkmayın (otobüs - havaalanı vb..) Yok bavul taşı, yok koştur, en başından ayaklara eziyeti yapmış olursunuz. Ben topuklu ayakkabılarla yürümeyi pek beceremediğimi itiraf etmeliyim. Buna rağmen iş için tek günlüğüne topuklu ayakkabı ile gittiğim bir Paris seyahatimin, Louvre müzesi önünde 2 saat taksi bulamadığım için yürüyüp, sonrasında da h limanında bomba ihbarı yüzünden?? ayakta saatlerce beklememden dolayi ne kadar eziyete dönüştüğünü, akabinde birkaç gün yürüyemediğimi halen unutabilmiş değilim.

Hepsi Hikaye

Çok beğendiğim bir siteyi paylaşmak istiyorum: http://www.hepsi-hikaye.com/seyahat/seyahatyazi.asp

Bu site anlatımı, tasarımı ve içeriği ile diğer Türkçe seyahat sitelerinden ayrışıyor. Yeni bir şehre gidildiğinde zaten az gün gidildiği için hani "bildik, denenmiş bir yere gidelim" mantığı vardır ya, yemeğinden, plajına, alışverişinden oteline kadar birçok kompakt öneri yer alıyor. Henüz orada belirtilen önerilerden faydalanabilmiş değilim (ya gitmediğim yerler var ya da gittiğim yerleri ben gittikten sonra eklemişler) ya da gerçekten de gitmeye değer yerler mi bilemiyorum ancak belirttiğim gibi içerik olarak güncel, Türkçe ve iyi tasarlanmış.
Tavsiye olunur....

Foça (İzmir) - Top Ten, Eylül 2010

Yerli destinasyonların bilgilerine erişmek daha kolay olduğu için blogumda pek yer vermiyorum. Ancak ailecek gittiğimiz Foça tatili, bir top ten listesini hakediyor. Her zamankinden farklı olarak fotoğraf ya da mekan ismi pek yok. Listeyi okuyunca sebebini daha iyi anlayacaksınız :)

Bir de,  listeyi yaptıktan sonra farkettigim, bir bavul dolusu esyayı ve yatak odasındaki herseyi yıkayıp, dezenfekte etmeme hatta bavulu çöpe atmama sebep olan geri zekalı tahta kurusu var ama ona mansiyon ödülü vermek istiyorum.

FOÇA - TOP TEN
10- Yapamadıklarımız: Günübirlik tur teknesi ile Siren adasına gidip, Foça'nın sembolü olan fok balıklarını görmek. Günübirlik teknelerle, Türkiyenin en uç noktası olan Karaburun'a gitmek. Saatleri abes olduğu halde tekne ile Midilli'ye gitmek (pasaport - vize gerekli).
9- Amcam: Sanırım nerdeyse hayatımda ilk defa 4'ümüz tatile çıkacakken, son dakikada fırsatını bulup, yılın satışını gerçekleştirerek bizle gelmediği, yine de bize Foça'da Hanedan Otel'i ayarladığı ve her gün bizi kolladığı için.
8- Gecenin 3'ünde Karşıyaka'da yol sorduğumuz  amca: Amca Doğu şivesi ile bize yol tarif edince, zaten yolu bilmediği için panik halde olan babam, "şansa bak, kesin yanlış tariftir" diyerek, bu sefer taksi durağına yol sorduk.

Annem ve Babam- bu akdar bahsedip resimlerini eklememek olmaz

Seyahat İpuçları - 2, Eylül 2010

İlk "seyahat ipucu" yazımda bavul yapma sırlarımı paylaşmıştım. Şimdi ise bir başka sırrımı paylaşmak istiyorum: Yolculuk poşeti :)

Yolculuk poşeti de nedir derseniz eğer; ister arabayla, ister otobüsle ya da uçakla seyahat edin, varacağınız noktaya kadar sizin rahat yolculuk etmenizi sağlayacak bir poşetten bahsediyorum. Otobüs yolculuğu çok mu uzun, poşetin içine kitap / i-pod u ekleyin. Uçakta kulaklarınız mı tıkanıyor, sakız ekleyin. Ya da arabada sürekli mola vermemek için (tabii ki yolculuk arkadaşlarınıza da bağlı, çocuklar varsa yapacak pek birşey yok) suyunuzu, yiyeceğinizi yanınıza alın.

Seyahat vs. Tatil, Eylül 2010

İtiraf ediyorum, blogu çok boşladım...2 Bodrum, 1 Foça tatili ve zaten gönüllü emeklilikten dolayı tatil tadında geçen bir yazın son tatilinden döndüğüm gibi yazıyorum :)

Bu gidişimde, seyahat ile tatil arasındaki farkı daha net anladım... "Seyahat" benim için ciddi ama bir o kadar da eğlenceli; öncesinde araştırma ve plan yapıp, eşe dosta gidilecek yerleri sorup, hatta hayaller kurduğum, heyecanlandığım. Gidilecek noktaya vardığımda ise, yeni bir yer görmenin, sadece plana bağlı kalmayıp spontan bir şekilde kaybolarak keşfetmenin, özgürleşmenin, deli gibi yorulmama rağmen bol bol yürümenin coşkusunu yaşamanın... Gittiğim her şehirden bir şekilde ilham alıp, bir sürü yaratıcı fikirle geri dönmemim sebebi de bu coşku aslında. Ne diyim, ister yurtiçinde olsun ister yurtdışında; seyahat etmeyi seviyorum :)