New York’ta başka bir hayat! - Kasım 2011 (bölüm2)

Ramazan Bayramı’nda, kar fırtınası yüzünden NY uçağına binememiş ve havaalanından üzgün bir şekilde geri dönmüştük (yerine gittiğimiz Roma tatili için bkz: Roma –Eylül 2011). Kurban Bayramı tekrar bizi ümitlendirdi ve düştük yollara. Yazının ilk bölümü için tıklayın

Gün 5: Salı
Bugün Manhattan’ın dışında bir Woodburry adlı outlete gidicez. Internetten mağazalara baktık, hangilerine gidiceğimizin listesini yaptık. Otelin üst sokağında bir yerden otobüs ayarladık, otobüsün park ettiği yerin önünde bir bagel cı vardı, leziz bir bagel alarak otobüse bindik. Bize yerleşim planı verdiler, gideceğimiz mağazaları işaretledik filan, çok komikti. İndik ve Nevra ile “ayrı mağazaların insanlarıyız” deyip  yollarımızı ayırdık. Bu arada her önüne gelen birşey sipariş etti, elimde bir liste var ki birkaç sf. Neyse ki, birkaç ayakkabı ve birkaç çanta için bile oraya gitmeye değdi J Nevra alışverişini bitiremediği için 4 otobüsü ile benle gelmedi. Ben de otobüsten inip Duane Reade’e gidip makyaj malzemelerine saldırdım (bir gün önce de Mac’ten almıştım ıvır zıvır). Gören cidden beni profesyonel bir makyaj sanatçısı sanabilir, o kadar çok kozmetik almışım (annem zaten Nevra’yı uyarmış aldırtma ıvır zıvır diye).
Akşam için Robert de Niro’nun yeri Nobu’da yer ayırttık. Burası da füzyon bir Uzakdoğu restaurantı. Biz gene menüde yazan hiçbirşeyi anlamadığımız için, tam sushi söyleyecekken, garson imdadımıza koştu ve şu anda ne yediğimizi söyleyemesem de her bir siparişimizin ultra leziz olduğunu belirtmem gerek. Biraz midemiz şişerek döndük otelimize geri.

New York’ta başka bir hayat! - Kasım 2011 (bölüm1)

Ramazan Bayramı’nda, kar fırtınası yüzünden NY uçağına binememiş ve havaalanından üzgün bir şekilde geri dönmüştük (yerine gittiğimiz Roma tatili için bkz: Roma –Eylül 2011). Kurban Bayramı tekrar bizi ümitlendirdi ve düştük yollara.
Gün 1: Cuma
Bir Cuma akşamı vardık NY’a. Yanımda seyahat ekurim Nevra, havaalanında uzunca bir süre kiraladığımız limuzini bulmaya çalışmaca. Allah başka bir yolcu bekleyen  Türk şöförden razı olsun, limuzin şirketini aradık ve kavuştuk şöföre.
İçimde çocuksu bir heyecan var, oysa o kadar çok seyahat ettim ki, şımarıkça olacak ama yorgundum yolculuklardan. Amerika’ya üçüncü gelişim, NY’a ikinci, gene de heyecanlıyım.. Aylar öncesinden gün gün ne yenecek gezilecek gidilecek alınacak planı yapılmış, elimizde koca bir excel tablosu J
Manhattan sokaklar ve bloklardan oluşuyor, çok kolay yolları bulmak. Otelimiz 48’e 8de yer alan Best Western Plus President oteli.... Sokağımızın adı Broadway! Gerçekten o ünlü Broadway’da kalıyoruz, etrafımız bir sürü tiyatro ile dolu. Times Square ise 42’ye 7’de, öyle yakınız.
Best Western odamız, at koştur!
Otele geliyoruz, odaya çıkıyoruz, minnacık bir oda, tam bir hayal kırıklığı, odayı değiştiriyoruz, bu seferki daha da boğucu. Kadın Pazar günü NY maratonu olduğu için çok dolu olduklarını, ertesi günü beklememizi söylüyor. Peki diyoruz ve kendimizi sokağa atıyoruz, ışıkların arasında, meşhur Times Square’deyiz. Nasıl kalabalık, üstümüze geliyor insanlar, sanki gece 10 değil, gündüz gibi ışıl ışıl her yer. İlk gördüğümüz Duane Reade’e (oranın bir drugstore zinciri, bizdeki Gratis gibi) giriyoruz ve abur cubur (nam-ı diğer munchies) alıyoruz. Sersem bir durumdayız, 12 gibi odamıza gidiyoruz ve uyuyoruz.

Iyi seneler!

Gec de olsa iyi seneler dilemek istedim! Herkes icin Saglikli, keyifli ve bol tatilli( seyahat demiyorum) Bir yil diliyorum. bu blogun da takipci sayisinin artmasi dilegiyle:) Sevgiler