Ayvalık , Cunda - Temmuz 2011

Aylar öncesinde biletini aldığım Bon Jovi konseri yerine Ayvalık - Cunda'ya gideceksin deselerdi inanmazdım. Konseri kaçırsam da keyifli bir tatil geçirdim. Ekuriler Nevra - Müge ve son anda fikrini değiştirip değiştirmeyeceği konusunda bahse girdiğimiz Mutlu ile kare ası oluşturduk. Cuma 18.30 daki feribota nasıl yetiştiğimize hiçbirimiz inanamadık. Bandırma'dan Susurluğa doğru giderken görmeyen kör gözlerimle arabayı kullanırken öndeki arabanın arkasında bisiklet mi var yoksa başka birşey mi deyince nedense kızları bir korku sardı ve sürücü değiştirdik. Muhtelif şöför ve co-pilot değişiklikleri, Susurluk Yörsan'da mola ve benim bu tarz yerlerde araba yıkandığını bilmemem, hemen yolun karşısındaki Starbucks a gidicez diye gecenin bir saatinde outletleri dolaşmaya başlamamız gibi olaylar eşliğinde gece 1 de daracık sokaklarda ters yönde giderek Cunda - Deniz Yıldızı Butik Pansiyona vardık - dikkatinizi çekerim Butik pansiyon??. Gece geç oldu demedik asıl ekip sahile indik ve maça piçu diyesim gelen-adını hatırlamıyorum tipik- bi yerde birşeyler içtik.

Çakma Koh Samui - Haziran 2011

Sabah 9 uçağı ile Bangkok’tan Koh Samui’ye uçtuk. Tropik ve sirin mi sirin bi havaalani, Chaweng bölgesindeki Dara Samui adli otele varis. Oda hazir olmadığı için mini ogle yemeginden sonra plaja gidis ve hayalkirikligi: İgrenc bulanık deniz, gitgit dizi geçmiyor, nerde benim memleketimin denizi..Sahilde yuruduk ve yanlari acik bungalowlarda masaj için randevu aldık. Bu esnada denize girdik, popolarımız kuma sürte sürte ıslandık.
görünüme aldanmayın

Kaotik Bangkok - Haziran 2011

Bangkok'a Nevra'nin toplantisi vasitasiyla, benim de balli ve atlangaç kisiligim sonucunda geldik.

Boğucu ve sıcak hava daha havalimanının çıkışında karşıladı bizi. Bizi almaya gelen uber bir Merso ile Sheraton Grande Sukhumvit oteline yol aldık. Şehrin içine girince gıdım gıdım gitmeye başladık, nasıl kaotik anlatamam.. Burayi gordukten sonra Istanbul'da trafik var dememeye karar verdim.
Odaya yerleşmemiz bir Sheakespeare tirajikomedisini andırsa da (detaylar için Bangkok – 1 ve 2. Gün yazısını okuyun lütfen) pencereyi açtırmak için imzaladığım "guvenligimden ben sorumluyum, atlamayacagima and icerim" yazan bir kağıttan sonra ortalık duruldu.

zen havuzu at the hotel


Tatilde nasıl giyinirsiniz?

Herkesin farklı bir bavul yapma ve tatile gitme stili var. Önüne ne gelirse bavula atanlardan mısınız yoksa aman nasıl olsa tatil deyip her kıyafeti 2 kere giyenlerden misiniz?
Mesela ben tatilde rahat giyinilir düşüncesi ile yanına az kıyafet alanlardanım..Üstelik büyük ya da ağır bavul taşımayı da sevmiyorum (nasıl oluyosa dönüşte illa büyüyo bavullar). Güselcene plan yapıyorum hangi gün ne giyerim diye ancak günün sonunda ya yeni bir kıyafet almak zorunda kalıyorum (bkz: Barselona'da tek pantalonla gittiğim ve şişkoluktan patlayan siyah pantalonum yerine aldığım kot) ya da yanımdaki birinden kıyafet otlanıyorum.

Bazıları ise dolapta önüne ne gelirse bavula dolduruyor ve sonunda yarısını giymemiş olduğu fuzuli kıyafetlerin olduğu kocaman ve ağır bir bavulla baş etmeye çalışıyor. Kısa seyahatler için olabilir ama uzun seyahatlerde gereksiz ağırlık diye düşünüyorum.

Bir de planlı ve programlı gidip, her günü defile gibi yaşayanlar var. Mesela annem.. Ortaokulda Bodrum'da yaptığımız bir seyahatteki hali hala aklımdadır mesela: Terliğinden, mayosuna, havlusundan çantasına kadar herşey kırmızılı ve uyum içinde. Ama asıl gözümün önünden gitmeyen sahne kulağındaki küpesi ve uyumlu kırmızı güneş gözlüğü sudan zarar görmesin diye denizde kafası dışarıda yüzme çabaları (gerçi gözünde lens olmasının da bunda bir katkısı olabilir).
Bir diğeri de kuzenim, 1 haftalık seyahatte her gün farklı bikini ve onla uyumlu kıyafet - terlik - çanta gitmeyi başardı. Akşamları da sektirmedi valla, biz şıpıdıktan başka birşey giyemezken Arnavut kaldırımlı sokaklarda "first be a woman" şarkısından ilham alırcasına salındı durdu (luv u). Cidden takdir ediyorum...but not me...

Sizin tarzınız hangisi?