Lukse yolculuk, Dubai - Ocak 2011

Yılın ilk seyahati 8 kişilik bir minivanla havaalanına giderek başladı. İçerideki herkes ayrı dil konuşuyor, öyle enternasyoneliz. Emirates'in bir görevlisinin bizi özel olarak karşılamasından anlamalıydım aslında lükse yolculuk yaptığımı!

Konforlu bir uçuştan sonra Dubai'ye vardık. Vizemizi elektronik olarak aldığımız için "göz taraması" diye ayrı bir bölüme yönlendirdiler bizi. Ben de zannediyorum ki teknolojik bir ortam var, gözlerimi tarayıp kaydedecekler. Oysa adam sadece bana baktı ve vizeyi kaşeledi! Anlaşılan o ki, görevlinin kendi gözleriyle beni görmesine göz taraması diyorlar!

Çıkışta Emirates'in bizi karşılayan jipleri ile! Amwaj Rotana adlı Jumerai'deki otelimize vardık. İhtişamlı ama ferah lobide köle tadında, paşam iyi misiniz modunda, gay görevliler bizi karşıladı. Bütün yolculuk boyunca da bu tarz görevliler peşimizi bırakmadı!
Internete bağlanma peşinde geçen aç bir sabahtan sonra World Trade Center'a geçtim, oraki toplantıların bitimiyle Fairmont Otele gittim, burada da gene lüks ve ihtişam akıyor. Sonra yeteri kadar otel görmemişiz gibi Armani Otele gittik. Dışı metal yığını olsa da içerisi o kadar kaliteli ve şık ki. Duvarlar ahşap kaplı, güzel bir koku, orkideler çeşitli yerlerde. Minimalist bir oryantal dekorasyon hakim. Açık havadaki etkinlik alanına inerken dibim düştü. Karşımızda Dubai Mall, onun önünde bir havuz var, havuz Ali Samiyen'den büyük. Akşamları bir sürü ışıklandırma filan. Orada etkinlik yapacağımızda asıl izlenimlerimi yazacağım size.
Armani Hotel
Son toplantımız bir antrepo gibi bir yerde. Girişi sergi alanı, cam bir bölme var ve arkası toplantı odası. Meğersem o akşam bir sergi açılışı varmış, hayatımda ilk defa çekiç sesleri arasında ve sergi hazırlıklarını izleyerek 3 saatlik birtoplantı gerçekleştirdim.

Akşam, otelin içindeki Benihana'da şeflerin şovu eşliğinde, leziz mi leziz, uzakdoğu yemekleri yedik. Yanlış hatırlamıyorsam Istanbul'da da vardı ama kapattılar. Bol içip, geç yatıp, Istanbul saati ile 5.30da sürünerek kalkıp (2 saat ileride Dubai) kafası kesilmiş tavuk gibi bütün gün senkronize toplantılar yaptık. Öyle senkronize ki toplantı masasının solunda bir tedarikçi, sağında bir başka ve arada odaya girip çıkanlar var, herkese aynı anda laf yetiştiriyoruz. Work hard, enjoy hard kapsamında 8de bu sefer de Zuma'ya gittik. Ortaköy'de de bir şubesi olan Zuma lüks bir gene Uzakdoğu yemekleri restaurantı. Aman Allah'ım, ben uzun zamandır böyle hoş insanları bir arada görmemiştim. Nasıl hoş adamlar, eh kızlar da fena degil :)) Biz ise işten 8 kişilik bir grubuz, yanlış zaman ve yanlış kişiler. Gelecek sefere artık!! O kadar çok expat var ki, minik bir dünya konseyi Zuma'da toplanmış resmen. Orjinal adını hatırlamadıgım fasulyelerimizle baslayıp, ortaya karışık gelen kalamar, karides, sushi lerden sonra ben oranın en meshur yemegi Black Cod yedim -gercekten coookkk lezzetliydi (fiyatı da 80 usd filandı!!) Gene bol içki ve yemekten sonra, sabah 4.30ta havalimanına gitmek uzere otelden cikicaz diye musaade istedik ve otele donduk. Ancak benim maille birseyler gondermem gerekiyordu, sorunlu internet yuzunden lobide calismama gerekti ve restaurantta kalan grup tarafindan basildim resmen!! Otelin barına beni de sürüklediler; gene içki, hoş sohbet derken ben bavul bile yapmamis (gerci diger arkadaslarimin bavulu ile kiyaslandiginda benimkine ancak makyaj cantasi denir!) bir sahsiyet olarak 1de odaya geldim, bavulu ayarladım, 2 saat uyuyup kufrederek ve cidden kor gozle yola ciktik. Tabii ucakta uyuyamayan insan yavrusu olarak ve maalesef dönüş uçuşunu THY ile yapma gafletine düşen biri olarak sıkış tıkış uçakta cin gibi yolculuk yaptım.

Daha da güzeli, direk ofise gelip 4 e kadar çalıştım. Ben bile performansıma şaşırarak Dünya Küçük dedim!

0 comments:

Yorum Gönder