Yeni başlayanlar için Londra, Kasım 2013

2013 başında, yazın Edinburgh'a gideceğimiz netleşince, hazır vize alıcaz uygun bilet de bulursak Londra'ya gidelim dedik. Nitekim cidden uygun bir bilet bulduk anladığınız üzere :)
Bir hafta önce iş seyahati sebebi ile yine yurtdışında olunca biraz yorucu oldu ama her zaman olduğu gibi değdi:) Londra'nın yeri ayrı. Aslı-Nevra ve ben seyahat ediyoruz. Nevra'nın ilk gelişi olduğu için London for dummies babında turistik ama bizi de baymayacak bir plan var.
Prş akşamı uçuş, adresi hiçbirimiz yanına lmadığı için Marble Archt'a salakça dolanmaca ve bi saatte otele varmaca. Marriott otelde kaldık, Hyde Park'a, Oxford Street'e yakınlığı ile çok memnun etti otelin lokasyonu bizi.
Ertesi sabah sabahin köründe yollara düş: Marble Arch'tan Oxford/Regent ve Huddons ordan aşağı ışıl ışıl Picadilly, Nevra pek bi sevdi neon tabelaları:) Yürümeye devam: Trafalgar'da fotoğraf molası,  aşağı devam ve Başbakanın yaşadığı Downing Sokağı’ndan geç. Parliament Square /Westministerda meşhur Big Ben saat kulesi, arka fonda Thames Nehri ve London Eye. Allah'tan idmanlıyız, her yere yürüyerek gidiyoruz ve kimsenin gıkı çıkmıo.
Palmall / Marlboro / Parliament etc gibi sokakları geçince, Aslı bunların sigara isimleri olduğunu söyledi, ne ilginç di mi. Westminister Köprüsü’nden karşı tarafa geçtik. Dolana dolana Borough Market  'a geldik. Burası genelde organik ürünlerin satıldığı, yemek de yenilebilen açık bir semt pazarı. Ilk defa geldim ve o kadar beğendim ki. Yeni bir yer keşfetmeyi her zaman seviyorum. Ordan London Bridge üzerinden Tower of London fotosu cekmece. Aslında oraya da gitme niyetimiz vardı ama hem yorulmuştuk hem de alışveriş arzusu ağır bastı. Nitekim kahve molasından sonra Tkmax ile alışverişe başladık. Metroyla Covent Garden a geçtik ve oradaki Christmas coşkusunu yaşadık. O gün için ilk defa metroya binip Oxford'da ayrıldık. Ben tabii ki benim meşhur 600 grlık montlarımın satıldığı Uniqlo’ya ve “aman annem duymasın” kozmetik alışverişi için Boots a gidip otele döndüm.
 

Akşam  üniversiteden arkadaşım German ve Steve ile  Edition Hotel'in barına gittik. Nevra'ya uyup yemeği atladık ve ordan Soho'da  Cafe Boheme'e gittik. Saat 12 olduğunda zil zurnaydık ve kurt gibi açtık. Soho'da  Balans adlı şık bir restauranta gidip, güzel güzel yemek yedik. Londra'daki o sıradaki en popüler içecek Porn star dediler, onu da içince bi dünya ve kahkahalarla döndük odaya.

Alkol yüzünden sabah 4 te uyan. 7:30 ayakta. Kızların alışveriş planı var,  ben sosyalleşmeyi tercih ediyorum. Nitekim sabah 8:30'da otele yakın bir sokakta Coco Maya adlı çookk şeker bir yerde Melis ile buluşup,  kahvaltı yaptık.  Good old friends always feel like home.

Ordan yürüyerek Buckhingam Palace a, kızlarla buluşup askerlerin vardiya değişim törenini izlemeye gittim. Ancak hepimiz ayrı ayrı yerlerden gelicez, buluşmak mümkün olmadı. Birlikte bu kadar seyahat ettik, şimdiye kadar aldığımız en kötü karar bu oldu resmen. İki saatte üçümüz buluşamadık. Nevra'yı görüyorum sokağın karşısında ama buluşamıyoruz. Aslı hiç yok ortalıkta. En sonunda Nevra'yla bulus, donarak Pret-a-mange de çorba iç ve Aslı'yla buluşmayı beceremeyince Knightsbridge Harrods da buluşmak için sözleş. Bu arada Londra’da yaşayan başka bir arkadaşım Tugba orda da bize katıldı.
Chealsea, Nothing Hill ve Portobello Road ve market. Ben geçen sefer geldiğimde de çok sevmiştim buraları. Ama Portobello Market a hiç inmemiştim. Git git bitmio, nasıl renkli nasıl kalabalık.
Pestilimiz çıkınca metroya binip dağıldık. Ben dinlenmek için odaya gittim, kızlar alışverişe devam ettiler. O kadar yorulmuşuz ki akşam yemeği planımızı iptal ettik. Bu arada sokaklar insan kaynıyo. Yılbaşı öncesi diye sanırım ama en son sokakta bu kadar kalablığı Tokyo da görmüştüm. Nitekim metro binilecek gibi değil, tabana kuvvet deyip yol üstünde bişi yiyip, Soho yakınındaki bi tiyatroda Thriller müzikaline gittik. Michael Jackson overload oldum.
Picadilly by nite yapıp,  “O” bar die salak bi teenage bar a gidip, ciderlarımızla mini bi kutlama yaptık. Ben uykusuzluktan pilim bittiği için yolun yarısını yürüyerek yarısında taksi ile odaya döndüm.
Ertesi sabah uçağımız 12 deydi, kızlar geç yatmalarına rağmen sabahın köründe kalkıp Hyde Park a gittiler. Bavulları yapıp Istanbula doğru yola koyulduk ve dünya küçük dedik.


0 comments:

Yorum Gönder