Seni böyle bilmezdim - Alaçatı, Temmuz 2015

Çeşme'yi bilir misin, sever misin diye sorsalar ben Bodrum'cuyum derim. Hem yıllardır gitmenin verdiği aşinalık ve rahatlık hem de her seferinde yeni bir şey/yer keşfettirerek şaşırtmasını seviyorum Bodrum'un.
Nitekim aklımda bu düşüncelerle; Izmir'de bir toplantıyı ve kuzen Vio'nun bir aylığına ev tutmasını fırsat bilerek yıllar sonra ilk defa gittim Çeşme'ye. Daha doğrusu Alaçatı'ya... Şimdi, Vio'nun süper misafirperverliğinden midir, ortamdan mıdır seneye bir kez bile olsa gitmeye can atıyorum.
Akşamüstü gibi Alaçatı'ya vardım, Vio'nun evi Alaçatı meydana yürüme mesafesinde. Kahve sonrası akşam çıktık, meydandan köşedeki kahveden girdik. Incık cıncıkçılar çıktı karşımıza, ordan aşağı doğru devam, sokaklar bayaa kalabalık. Tam yol bitti derken bir anda bir sürü restaurantın olduğu Hacımemiş çıktı karşımıza! Hacımemiş'i gazetelerde duymuştum ama Çeşme'nin medya tarafından aşırı şişirilerek popüler hale geldiğini düşündüğüm için buraya da itibar etmiyodum.
Ortam o kadar güzel ki, daracık kıvrılan sokaklar, bahçelerde ve masaları dışarı taşmış restaurantlar, sanki Roma'da Trastevere'desin, heryer canlı, her tarz insan var resmen. 'Adı Memiş' adlı bi yere 9 gibi tünedik, sayımız her geçen saat arttı.
11 gibi biten yemek sonrası az yürüyüş ve pasaj gibi bir yerden geçip Köyün Delisi adlı, bir anda açık havaya çıktığın mekana giriş, ordan dönüşte köşedeki Dutlu Kahve'de kahve. Bu arada 3 kişiyken 10 kız filan olduk. Tam yanında Küfe diye bir yer var, Cts akşamları eller havaya modunda oluyormuş.
Ertesi gün yıllardır yapmadığım birşeyi yaptık ve Alaçatı pazarına gittik. Vio meyve - sebze alırken biz de kıyafet bölümüne daldık, bir sürü seri sonu markalı ürün vardı, şaşırdık. Orda 'Tarla Alaçatı' diye, acubik bi yerde, tarla içinde bi vahaya gittik ve mükellef bi kahvaltı yaptık.
Bir gece önce hangi beach e gidelim münazarasında, Vio'nun bi tanıdığı olduğu için ücretsiz gireceğimiz için kazanan Kum Beache gitmece. Beach e gitmek öyle kolay değil, girişte resmen 40-50 TL den az ödemiyosun. 6-7 kişi girdik içeri, plaj o kadar güzel ki, önce çimenlik alan geliyor, önü kumluk ve rüzgar çoookk az, deniz az soğuk, çilekli frozen margarita lezzetli, telekonferans aplikasyonum çalışıyor, daha ne isterim...
Vio'nun oğlu, ailenib ilk torunu Emiliko da geldi, onla oyna deniz kenarında ve homeee.. Evde hafif, leziz ve sağlıklı yemeğimizi yedikten sonra benim
domestic yanım tuttu ve  bi yarım saat dizi izledim??. Ordan Vio ile çeşme Marina'ya geçtik, 19 Eylül Kıraathanesi'nde oturduk, canlı müzik / jazz dinledik ama o kadar yorgunduk ki 12de döndük.

Direk uyudum, sabah Vio'nun arkadaşı olan yan komşuda kahvaltı bitiminde ve Ilıca' da Maldivler denizi gibi bir denizde, Kardelen adlı mütevazi ama sevimli plaja tünedik. Su o kadar ılık ki ve deniz o kadar sığ ki, yüzmeye kalktım ama göbişim kuma değince pek keyif almadım, onun yerine denizde oturup Vio'nun eltisi Eti ile sohbet ettik. 

Öğle yemeğinden sonra biraz daha güneşlen ve ev, duş, bavul derken havaalanına git. Baktığımda beklentimin üzerinde bir kaçamak oldu, seneye de kısmet olur umarım, ne de olsa Dünya Küçük!




0 comments:

Yorum Gönder