Polonezköy, Kasım 2010

"Uzun bayram tatilinden faydalanmak kapsamında, şuraya buraya gittim" demek isterdim. Ancak hani vaktiniz olur da paranız olmaz ya da paranız olur da vaktiniz olmaz ya, ben ikisini de ayarlayabilecek durumdayken, gelecek kimse olmadigi icin Istanbul'da kaldım.

Bari çevre yöreleri gezelim görelim diyerek, hepsi de ilk defa Polonezköy'ü görecek 5 bayanı ayarlayıp, yola koyulduk. Ben yol özürlü olduğum için, onlar da yolu bilmediği için kaybolma korkuları arasında ilerledik. Kavacık BP benzincideki adamdan Allah razı olsun, süper tarif etti yolu ve 20 dk da vardık.

Polonezköy ismi, 1800lerde bu köye Polonyalıların yerleşmesinden geliyor. O kadar kompakt bir alanda ki, bir yuvarlak çizin (meydan) ve onun etrafına 4-5 tane çapraz ok çizin (yollar) bu kadar. Kaybolmak nerdeyse olanaksız.
Hava yağmurlu olacak diye, gitme konusunda bir git gel yaşasak da, iyi ki gelmişiz dedik.  Her yer yeşillik, huzur dolu. Hafif de yağmur yağdı aslında ama çim kokusunu öyle güzel ortaya çıkardı ki, kimse şikayet etmedi.

İlk girişte ilk Polina'yı geçip, sola döndük ve meydanın sağından çeşitli yemek - otelleri geçip, Polina şubeye gittik. Burası  aslında kat kat ve leziz Polonez pastaları ile meşhur. Zaten ön tarafındaki kalabalık alanda çoluklu çocuklu dogurgan insan güruhları ya pasta yiyordu ya da köy kahvaltısı ile demleniyordu. Anneme o kalabalık ve boğuk ortam bi anda bastı (hayret) ve gele gele buraya mı geldik gibi mutluluk dolu bir cümle çıktı ağzından. Aşağı doğru sürükledim bayanları, bir anda karşılarına çıkan yamaç üzerindeki yeşillik ve piknik alanı ve hatta horozları görünce hepsi pek memnun oldu. Hatta yemek boyunca şükür duaları ve mutluluk ifadeleri eksik olmadı. Zayıf ve geç servise rağmen keyif dorukta.Yemekler de pek iyi değildi, ama puf börek ve pastalar mutlaka denenmeli.

Oradan şişik karınlarımızla ufak bir tur atalım dedik, meydana doğru yürüdük, sağda kalan Stella adlı hem butik otel hem de mangal yapılan geniiişşş yeşillik alanı geçtik (burası da tavsiye olunur) ve meydana geldik. Tam soldan döndük, bir diğer meşhur tesis olan Leonardo'yu geçtik, sonrasında da her yer yeşillik her yer mangal yeri. Atla / eşekle gezdirenler / gezenler filan. Tesisler bitince tamam, vakit geldi dedik ve 45 dk da eve geri döndük.

Bu sefer dunya küçük yerine İstanbul küçük diyorum ve henüz gitmemiş olanlara özellikle hsonu gitmelerini tavsiye ediyorum

0 comments:

Yorum Gönder