Kısa bir yolculuk hikayesi, Dalaman & Göcek - Şubat 2011

Bu benim yurtiçinde en kısa seyahat rekorum oldu!
Aksam 7 ucagi ile Dalamana gittik. Uçak sanki Dalaman'a değil de Ingiltere'ye gidiyor. Nerdeyse Turk yok... Tipik bir şekilde rötarla kalkıp varmamız gereken zamanda kalktık -o zaman neden rötarlı kalkış zamanımız kalkış saati olmuyor bunu anlamıyorum-.
Havalimanından çıkarken keşke bizi karşılayan biri olsa dedim -ne alaka di mi, kimseyi de tanımıyorum oralarda- Nitekim dualarım kabul oldu ve araba kiraladığımız şirketin görevlisi bizi karşıladı... Arabamıza binip, çakırlı çukurlu yollardan geçip Hilton Dalaman'a vardık. Otel kapalı, biz görelim diye satış müdürü gelmiş. Geniş bir arazide, çok hoş odalara, manzaraya, alanlara sahip. Her tarafa girip çıktıktan sonra 11'e doğru hapşırma ve öksürmeler arasında orada kalamayacağımız için, Göcek'e doğru hareket ettik.
Yıllardır hayalimde olan bir yer Göcek,  bir türlü kısmet olmamıştı. Aslında gecenin bir köründe gittiğimiz için gene pek birşey göremedim. Bir tek denizin üzerinde oldugunu tahmin ettiğim ihtişamlı tekneleri görebildim- gerçi buna bile değebilirdi!.
Yanımda şirin mi şirin bir yol arkadaşı var. Seni daha önceden kaldığım bir otele götürücem dedi, sezon açılmadığı için aslında kapalı olan ama bize jest yapan Vira Apart'a geldik. Ortada havuzu bulunan, 2 katlı villaların oldugu şirin bir alan. Eminim yazın çok keyiflidir konaklamak. Odaya girince, ısıtmanın sadece salonda yer alan klimadan oldugunu görünce bir anda bana dank etti! Yatak odası ve banyoda nefesimle hava akımı oluşturup yağmur yağabilir!
Nitekim salondaki koltugun uzerine battaniyeyi serip, koltugu direk klimanın önünne çekip gürültülü bir uyku / uykusuzluk hali yaşadım maalesef...Sabah gene 6da kalkıp Hilton Dalaman'da bir tur daha attık gün gözüyle de görelim diye. Oradan da 9 uçağı ile - evet harbi kısa oldu- şehrimize döndük. Bu sefer cidden  "Dünya Küçük" dedik!

0 comments:

Yorum Gönder