Saklıköy, Şubat 2011

Bu yazı itibariyle, follower sayım kadar post um oldu! Hayırlısı olsun :)

Efendim, Saklıköy, nam-ı diğer Ishaklıköy'ü Polonezköyü geçtikten sonra ulaşılan bir köy. 2. köprüden Kavacık sapağınndan Polonezköy tabelalarını takip edince 40-50 dk da varılabilecek mesafede, bir haftasonu için güzel bir kaçış.

Geçen cumartesi sabahı, kış güneşieşliğinde, arabayla kendimce ilk uzun yolumu yaptım Saklıköy'e giderken. Polonezköy'ü geçtikten sonra bir 15-20 dk daha gitmek gerekiyor. Şansıma o gün ellerinde küreklerle ihtiyar heyeti olsa gerek, yolları kazıyorlardı, bütün çukur olmuştu her yer.  Village Park adlı konaklama alanını :) geçip, bizim kalacağımız Saklıköy'e vardım. Biz derken şirketcene kaldık ve kapattık zaten orayı. Bu aslında çokuncu gelişim buraya..
Burası tam bir country club. Ahşap evler odalar, doğanın içinde yeşillik ve hatta onun da içinde açık bir yüzme havuzu. Hatta dahası da var; büyük? bir Manej, süper bakımlı atlar (atların suratları deveye benziyormus megersem, bir de 600 kg lermiş.. .)

Bütün gün koşturma içerisinde gidip geldikten  sonra, western concept li bir parti alanına döndürdüğümüz manejde bol kahkaha ve kovboy şapkaları ile sevimli insanlar güruhu (ben Meksikalıydım, Taco Belin oldum  :)

şapkamı çıkardığım bir an....

Birazdan oturucaz :)
 Geç ve yorgun yatışın ardından sabah kuvvetli bir köy kahvaltısı yaptık. Sonrasında kahvaltı alanının aşağısında kalan yemyeşil alanda şezlonglara bıraktık kendimizi. Önüm sağım solum her yer yeşil, aylardan Şubat değil sanki Mayıs; hafif bir meltem, uzatmışım ayaklarımı sehpaya, gözümdeki güneş gözlüğü bile yetmiyor, oyle parlak, öyle huzurlu ve hiç kalkasım yok. Ama  malum ev sahibi modu, tüm misafirleri de gönderdikten sonra toparlanıp çıkıyorum. Son 10 günümü düşünüyorum, geçen cumadan beri 4 ayrı ülke, 5 farklı şehir / mekan.. Bu sefer ciddenb dünya küçük diyorum!

0 comments:

Yorum Gönder