Posts

Barselona, Şubat 2007

Image
Soğuk bir Şubat ayının ilk gününde; burkuk bileğim, annem ve büyük kardeşim Banu Abla ile Barselona’ya gitme kararı aldık. Bayram değildi, seyran değildi, sadece bir perşembeydi ve neden bu tarihi seçtiğimizi hatırlamıyorum. Pratik bavul yapıcam diyerek yanıma aldığım tek pantalon, daha gidiş uçağında patlayınca (evet o zaman da topaçlaşmıştım :) iner inmez bir mağaza bulma derdi sardı beni. Üstelik de seyahatlerde yerel mağazalar dışında alışverişi hiç sevmem. Yıldızcığımla La Rambla'da Hava buz gibi ama şansımıza güneşliydi; böylelikle tadını çıkartabildik şehrin, bileğimin sancısını bile unuttum. İlk istikamet, bizim İstiklal Caddesi’nin muadili olan ve oranın en merkezi noktalarından biri olan La Rambla caddesindeki otelimiz: Hotel Lloret . Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine internetten ayarladık: çok merkezi, fiyatlar uygun, odalar temiz ancak çok sıkışık. Annemin yatağı, odada kapı olmasa koridorda duracaktı nerdeyse. Hayat kurtarıcı Mare Magnum Tekne gezisinde d...

Selanik ve Alexandroupolis (Dedeağaç), Haziran 2010

Image
Yazın gelmesini değerlendirerek, uzun zamandır birçok kişiden duyduğum Alexandroupolis (Dedeağaç – kısaca Alex) e gitmeye karar verdik. Planımız, fotoğraf kursunu yeni bitiren Yeliz’in fotoları çekmesi, benim de sonrasında yazmam. Biri çeker biri yazar :) Esenler - Metro Tur Hazır oralara gitmişken Selanik’e de bir uğrayalım diyerek, Metro turdan bilet ayarladım. Hayatımda ilk defa – ve artık son defa- otobüsle yurtdışına çıktım. Aslında ilk başta herşey çok iyiydi. Öncelikle kişi başı gidiş-dönüş 140 tl gibi Bodrum’a bile gidemeyeceğiniz bir rakama bilet aldık. Giderkenki otobüs çok ferah, serin, geniş koltukluydu; zamanlamalar süperdi ve hatta her koltuk için özel tv bile vardı. Asabi + gay muavin bile sinirlerimizi bozamadı taa ki Yunan sınırına gelene kadar. Öncelikle 1 saat dışarıda bavullarımızın uykulu köpek tarafından koklanmasını bekledik. Gecenin 3’ü olması ve bir saattir ayakta olmamız sebebiyle, bir pencere kenarına tünemiştik ki, kalantor amcanın biri, o pencerede ot...

Seyahat İpuçları - 1, Haziran 2010

Pratik bir şekilde bavul hazırlamak: Bavul hazırlama konusunda yılların tecrübesine sahip ve kompakt seyahat eden biri olarak, hızlı ve pratik bavul hazırlama sırlarımı kısaca aktarmak istiyorum :) İşe öncelikle seyahat checklist i hazırlayarak başlayın. Benim zamanla oluşturduğum bir liste var ve yaz ve kış aylarına göre bazı maddeler değişiyor. Ancak ne olursa olsun zaman kazanmanızı sağlıyor. Sizin de hazırlayabilmeniz için, örnek olması amacıyla benimkini paylaşıyorum: 1- Pijama 2- İç Çamaşırı 3- Makyaj 4- Aksesuar 5- Parfüm 6- Kırmızı çanta (bkz, aşağıda) 7- Şarj aletleri (I-pod, for mak, cep tel) 8- Pasaport (gidilecek yere göre) 9- Toka, tarak 10- Ayakkabı 11- Kitap 12- Para 13- Küçük çanta 14- Güneş gözlüğü 15- Çorap Bunlara kışın eldiven, atkı vb gibi malzemeler, yazın ise güneş gözlüğü, mayo, havlu, güneş yağı vb ekleniyor. Yukarıda “ kırmızı çanta ” olarak belirttiğim bir kozmetik çantası hazırlamanızı şiddetle öneririm. Bu çantada ise, diş fırçası, diş ma...

Hindistan, Ocak 2007

Image
Bu sefer bir son dakika gelişmesi ile iş için Hindistan yolu gözüktü. 2 ay öncesinden sıtma vb gibi aşılara başlamak gerekiyormuş, vakit az oldugundan etkisi olmayacağı için zorunlu aşıları bile olamadan, hafif tırsarak yola çıktım. Dubai'de 7 saatlik aktarma ve oradaki duty freenin her santimetrekaresini ezberledikten sonra Emirates’in in-flight entertainment sistemine hayran kalarak bir Cuma gününde Mumbai (Bombay) e vardım. Havalimanı bizim Atatürk havaalanının 15 yıl önceki hali: kaotik bir ortam, fena kalabalık, biraz da kokulu. Ocak ayı olmasına rağmen dışarı çıkınca beni ilk yoğun bir nem ve sıcak karşıladı. Kaos kelimesi sadece uçak sonrası için değil, tüm Mumbai ile eş anlamlı. Her taraf kalabalık, insanın aklı başından gidiyor. Koca koca yollar, 3 tekerlekli araçlar, nerden çıkacağı belli olmayan arabalar ve insanlar. Resmen bir lunapark. Neyse ki Hindistan’daki ofis kalacağım süre boyunca bana şöförlü ve klimalı bir Tata marka araç tahsis etti ve trafiği sorun etmeme ...

Japonya, Ekim 2006

Image
Yanımdaki koltuktaki kokan yolcuya rağmen 12 saatlik konforlu yolculuk sonunda dinç bir şekilde Osaka’ya vardım. Uçakta karşımdaki hostes koltugunu açarak ayaklarımı uzatmamın hatta şaşılası bir şekilde uyumamın da dinçliğimde etkisi oldu. Annemin arkadaşının hiç tanımadığım ve Osaka’da okuyan kızı Pelin, beni havaalanında bıcır bıcır v e neşeli bir şekilde karşıladı. Havalanından otobüsle dönerken yolda, üstünde kalp işaretleri olan oteller dikkatimi çekti, meğersem bu “aşk otelleri” ndeki odalar “aşk yapmak” için kiralanıyormuş. Pelin’in tek odadan oluşan ve Toto markalı tuvaleti olan minnacık evine bavulumu bıraktık. Toto markalı tuvaletten bahis açılmışken, ismi ile müsemma bu klozetler Japonya’da çok yaygın (Tr de de satılıyor aslında), totoyu yıkayanı, ısıtanı, hatta pudralayanı filan mevcut. Metroya atladık ve oranın bir nevi Taksim’i sayılabilecek Namba’ya gittik. Etrafı dolaşıp, Japon mimarisine sahip binaları inceledim, 100 yen dükkanı na ve çeşitli başka mağazalara girip ç...