Manik depresif Assos, Temmuz 2014

Bayram icin uzun tatil planları suya dünce annemler ve arkadaslarının peşine takılıp Assos'a gittim. Başından itibaren çeşitli 'zorluklar' çıksa da, öncesinde de Ayvalık-Bodrum tatili yapmış olmanın huzurlu ve rahat moduyla, Cts sabah 5te iki araba yola çıktık.
En son geçen sene 30 Ağustosta aynı yönde 14 saatte Gökçeadaya  gitmiştim, naif bir yaklaşımla bu sefer farklı olur diye düşündüm nedense ve şaşılası bir şekilde15 saatte akşam 8 de vardık. Yoldaki açlık - wc sıkıntılarını vb saymıyorum. 

Liman bölgesinde, deniz kenarında minik bungalow??? lardan olusan Çakır adlı şirin bir pansiyonda kalıyoruz. Üç kişilik odaya bavulları bırak üçüncü  kişi girdiğinde kıpırdanamadığı için ve civar otellerde müsait oda  olmadığından bana yan pansiyonda bir bungalowda yer ayarladık.
TSM eşliğinde ahçı şapkalı ve sabah 9 akşam 22 mangal başındaki Lütfi Ustanın leziz mezeleri ve balık eşkiğinde süper bir yemek yedik.

Yatma vakti geldiğinde bavulum diğer odada kaldığı ve insanlar uyuduğu için, hicbirşeyimi alamadım. Dişimi fırçalayamayıp, sabah sadece suyla duş alıp, yolda giydiğim pis kıyafetleri tekrar üzerime giymek zorunda kalınca, hijyen sınırlarımı zorladım. (Gerçi bizimkinde kalsaydım orda da sıcak su ve hatta su konusunda da sıkıntı olacakmış) 

Sabahın 8 inde uyanınca dolaşmaya çıktım. Daracık sokaklar, iskeledeki balılçılar, aralardaki restaurantların şirin dekorasyonları vb derken, biraz sakinledim:)
Sonrasında bavuluma kavuşup, üzerimi değiştirip ve basit&lezziz kahvaltıyı da edip,  kendimi berrak denize de atınca, uzun yolu da pisliği de geri dönme arzumu da unuttum. Deniz o kadar güzel ki,  balık sürüleri, çakıllar tv netliğinde.

İskelenin üzerinde beanbag + şezlonglarda bütün gün keyif yapmaca. Öğlen  sahildeki çaybahçelerinden birinde Avcı böreği (kızartılmış krep içinde kıyma) ve gözleme yedik.
Günlük 'bu gece nerde uyıycam?' sorusu kapsamında akşam için iskele kenarında San Pier otelde (Kervansarayın yanı) oda ayarladık. Sıcak sulu insani duştan sonra bizimkilerin yanına gittim, keyifli akşam yemeği, ev yapımı irmik helvası derken, sahile indik. Ileride Nazlıhan otelin önünde canlı müzik dinlemece, ordan sahilden gidince bizim pansiyonun yanındaki Yelken pansiyonda ateş etrafında canlı muzik derken, ben odama döndüm. Diğerleri ise Çakır pansiyonun yolunda 'Su meyhane' adlı bi yerde tünediler. Bu arada gece 12den sonra müzik yasak, gençler akşam çıkmak için 2 saatlik yol gidip Edremit'e gidiyorlarmış.
Ertesi sabah gene erken kalktım, sabah 10:30da bayram kahvaltısı için buluştuk. Hava o gün über sıcaktı, bu sebeple deniz kenarında şemsiye altında bile oturamadım.  Banu Ablalar bize jest yaptılar ve minik bir balıkçı teknesi kiraladılar. Kadırga koyuna gittik, bir yerde daha durduk ve deniz tek kelime ile muhtesem. Denizden tekneye çıkmadan Ece, tatilin özetini yansıtan muhteşem sorusunu sordu:  duş var mı? Hadi sandaldan bozma tekne için bu sorunun abes kaçacağını bilirdim de, akşam ayarlayacağımız oda için sormadığıma pişman olacağımı hiç bilemezdim.
Nitekim, dönüşte nerde uyuycam sorusuna tekrar geri döndüm, bizim otelde klimalı bi oda varmış mutluluğum, odayı tuttuktan sonra akşamüstü wc-duş olmadığı gerceği ile sarsıldı. Üzerine klima da bozulup, klimacı saat 22 ye kadar gelmeyince üçlü odaya mecbur geri döndüm.  Duş sıkıntımız devam etti, sıcak su akmadiğı için kafamı yıkayamadım!!! Neyse ki akşam yemeği gene çok lezizdi ve ben gene manik halime geri döndüm.

Geliş trafik çilesinden dolayı, çrş yerine salı akşamı yola çıkmaya karar verilince mutluluğuma mutluluk katıldı:) Nitekim yatma vaktim geldiğinde yan odada kalan kızların sifonu bozuldu ve tamirciler içeride olduğu için kapıda bekliyorlardı. Bir süre sonra içeriden elinde aletlerde ama kafasında  ahşı şapkasıyla  Lütfi Usta çıkmaz mı! Valla adamı o halde görünce şapka çıkarttım, malum adam usta! Gerçi kızlar bütün gece wcyi kullanamadılar ama mecbuurrr..
Ertesi gün kahvaltı-deniz derken akşamüstü 6da yola çıktık, yolda peynir helvası ve wc molası dışında akşam yemeği için  Tekirdağa gelmeden Gölbaşı diye bir yerde durduk. Gecenin bir köründe eve vardık ve nedense yatağımı ne kadar özlediğimi farkettim...Dünya Küçük dedim...

0 comments:

Yorum Gönder